Kanserde beslenme, tedavinin yerine geçen bir uygulama değil; onkolojik tedaviyi destekleyen, hastanın yaşam kalitesini korumayı amaçlayan bir süreçtir. Tanı, evreleme ve tedavi kararları her zaman hekim yönetiminde alınır. Beslenme programı ise bu kararların yanında ilerler ve ağırlık kaybının önlenmesi, besin ögesi gereksinimlerinin karşılanması gibi hedeflere odaklanır. Bu yazıda kanser hastası beslenmesinin nasıl planlandığını ve risk azaltma kapsamında beslenmede nelere dikkat edilebileceğini ele alıyoruz.
Kanser nedir?
Kanser, anormal hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyüdüğü, genellikle bulundukları sınırları aşarak komşu bölgelere saldırdığı ve diğer organlara yayılabildiği, vücudun hemen hemen her organında veya dokusunda başlayabilen geniş bir hastalık grubudur. Bu yayılma süreci metastaz olarak adlandırılır ve kanserden ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir.
Yeni oluşum ve kötü huylu tümör, kanserin diğer yaygın isimleri arasında yer alır. Kanser, dünya genelinde ikinci en büyük ölüm nedenidir ve 2018 yılında tahminen 9,6 milyon ölüme, yani her 6 ölümden 1’ine yol açmıştır.
Akciğer, prostat, kolorektal, mide ve karaciğer kanseri erkeklerde en yaygın türlerdir. Kadınlarda ise meme, kolorektal, akciğer, serviks ve tiroid kanseri en sık görülen türler arasındadır.
Kanser yükü neden artıyor?
Kanser yükü dünya genelinde artmaya devam etmekte; bireyler, aileler, topluluklar ve sağlık sistemleri üzerinde büyük fiziksel, duygusal ve finansal baskı oluşturmaktadır.
Düşük ve orta gelirli ülkelerdeki birçok sağlık sistemi bu yükü yönetmeye en az hazır olanlardır ve dünya genelinde çok sayıda kanser hastası, zamanında ve kaliteli tanı ile tedaviye erişim imkânı bulamamaktadır. Sağlık sistemlerinin güçlü olduğu ülkelerde ise erken tespit, kaliteli tedavi ve hayatta kalma bakımının erişilebilir olması sayesinde birçok kanser türünde hayatta kalma oranları artmaktadır.
Kanser beslenmeyi nasıl etkiler?
Hastalığın kendisi ve uygulanan tedaviler, kişinin yeme isteğini ve besinleri kullanma kapasitesini değiştirebilir. Sık karşılaşılan etkiler şunlardır:
- Tat değişimi
- Enerji yetersizliği
- Depresyon gelişimi
- Erken doygunluk hissi
- Bulantı ve kusma
- Yemekten iğrenme
- Metabolizmada değişme
- Malabsorbsiyon (besin ögelerinin emiliminde bozulma)
Bu tabloların bir araya gelmesi istemsiz ağırlık kaybına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle beslenme takibinin tedavi sürecinin başından itibaren yapılması önerilir.
Hastalık riskini düşürmek için beslenmede nelere dikkat edilmeli?
Beslenme, kanseri önleyen veya iyileştiren bir yöntem değildir. Ancak sağlıklı bir beslenme ve yaşam düzeni, genel hastalık riskini düşürmeye yönelik yaygın olarak önerilen başlıkları içerir. Aşağıdaki hedefler bu çerçevede değerlendirilmelidir.
| Başlık | Önerilen aralık |
|---|---|
| Beden kütle indeksi (BKİ) | 18,5–25,0 arasında tutulması |
| Toplam yağdan gelen enerji | Günlük enerjinin %15–30’u |
| Kırmızı etten gelen enerji | Günlük enerjinin %10’unun üstüne çıkmaması |
| Taze sebze ve meyve | Günde en az beş porsiyon; bunlardan gelen günlük enerjinin %7’nin altına düşmemesi |
| Kompleks karbonhidratlar | Günlük enerjinin %45–60’ı |
| Rafine şeker | Günlük enerjinin %10’unun altında |
| Alkol | Önerilmiyor; alışkanlığı olup kısıtlayanlarda erkeklerde günlük toplam enerjinin %5’i, kadınlarda %2,5’i aşılmamalı |
| Tuz | Erişkinlerde günde 6 gramın altında |
Tabloya ek olarak günlük enerji alımı ile harcamasının dengelenmesi, yağlı etlerin ve kızartmaların diyete dikkatle alınması önerilir. Hardallı ve kükürtlü sebzelere bol yer verilmesi; sarımsak, soğan, nane, maydanoz gibi lezzet vericilerin, yeşil salatanın ve diğer yeşilliklerin listede bulundurulması da öne çıkan başlıklardandır.
Kuru baklagillerin diğer yiyeceklerle dengelenerek kullanılması, az işlem görmüş ve bitkisel kaynaklı protein düzeyi yüksek yiyeceklerin tercih edilmesi tavsiye edilir. Alkolden, sigaradan, katkı maddesi fazla içeren ve rafine edilmiş yiyeceklerden kaçınılarak doğal olanların tercih edilmesi önerilir.
Pişirme yöntemleri ve gıda güvenliği neden önemli?
Yemeğin nasıl pişirildiği, içeriği kadar önem taşır. Pişirme yöntemlerinden kömür ızgarası, kızartma, tütsüleme ve turşu ile salamura gibi fazla tuzlu hazırlama biçimlerinden kaçınılması; düşük ısıda pişirmeye dikkat edilmesi önerilir.
- Yiyeceklerin küf ve mantar oluşumundan uzak, uygun koşullarda saklanması önerilir.
- Çabuk bozulabilen ürünlerin soğukta veya dondurularak saklanmasına dikkat edilmelidir.
- Yiyeceklerdeki kimyasal kontaminasyonların, pestisitlerin, atıkların ve katkı maddelerinin güvenli sınırlarda olup olmadığının belirlenmesi ve takip edilmesi önem taşır.
- Ulusal yiyecek piramidindeki yiyecek gruplarının hepsinden önerilen miktarlarda ve sağlıklı şekilde hazırlanarak tüketilmesi tavsiye edilir.
- Yaşam boyu düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı sürdürülmelidir.
Kanserde beslenme tedavisi nasıl planlanır?
Kanserli hastaların beslenmesi bir ekip işidir. Bu ekibin içinde başta hastanın kendisi olmak üzere bütün aile fertleri, hekimi, diyetisyeni, hemşiresi, psikoloğu, sosyal hizmetler uzmanı ile spor ve egzersiz uzmanı yer almalıdır.
Beslenme programı, onkolojik tedavinin yerine geçmez. Hekim tarafından yürütülen tedavinin yanında ilerleyen, hastanın gücünü ve yaşam kalitesini korumaya çalışan destekleyici bir bileşendir.
Hastaya uygulanacak beslenme programına başlamadan önce hastanın beslenme durumu saptanmalıdır. Bu değerlendirme antropometrik ölçümlerle, fiziksel muayene ile biyokimyasal analizlerle ve yiyecek tüketimi hesabıyla yapılır.
Bundan sonraki aşamada hastalığın türü, safhası ve hastaya uygulanan tedavi yöntemine göre program hazırlanır. Aynı tanıyı alan iki kişinin beslenme planı, tedavi protokolü ve yan etki tablosu farklı olduğu için birbirinden ayrışabilir.
Kanser hastası beslenmesinde ağırlık kaybı neden önlenmeli?
Beslenmedeki en önemli husus ağırlık kaybının önlenmesidir. Bunun için gereksinmenin üzerinde günlük enerji verilerek alım artırılır.
Bu artışla hem olası malnütrisyon (yetersiz beslenme) önlenmeye çalışılır hem de daha kaliteli bir yaşam sağlanması hedeflenir. Enerji ve protein hedeflerinin ne kadar artırılacağı kişiye özeldir ve diyetisyen tarafından hesaplanır.
İştahsızlık, bulantı ve tat değişimiyle nasıl baş edilebilir?
Tedavi döneminde yeme isteği dalgalanabilir. Aşağıdaki yaklaşımlar, hekim ve diyetisyen önerileriyle birlikte değerlendirilmek üzere yol gösterici olabilir:
- Büyük porsiyonlar yerine küçük hacimli, sık öğünler planlanabilir.
- İştahın daha iyi olduğu saatler tespit edilerek besleyici öğünler o saatlere yerleştirilebilir.
- Tat değişimi olan dönemlerde yoğun kokulu ve çok sıcak yemekler yerine ılık seçenekler tercih edilebilir.
- Sıvı alımı öğün aralarına yayılarak erken doygunluk hissi azaltılmaya çalışılabilir.
- Ağız ve boğaz hassasiyetinde yumuşak kıvamlı, kolay yutulabilen hazırlıklar değerlendirilebilir.
- Yeni bir takviye veya bitkisel ürün kullanmadan önce mutlaka hekime danışılmalıdır; bazı ürünler tedaviyle etkileşebilir.
Özetle
Kanserde beslenme; risk azaltma döneminde sağlıklı bir yaşam düzeninin parçası, tedavi döneminde ise ağırlık kaybını önlemeyi ve yaşam kalitesini korumayı hedefleyen destekleyici bir uygulamadır. Tedavinin yönetimi hekime, beslenme planının kişiselleştirilmesi ise diyetisyene aittir.
Tanı almış bir yakınınız varsa ya da tedavi sürecindeyseniz, beslenme planınızın tedavi protokolünüzle uyumlu şekilde oluşturulması için hekiminizin bilgisi dâhilinde bir diyetisyen değerlendirmesi almanız önerilir.