Obezite nedir sorusunun yanıtı, çoğu kişinin düşündüğünden daha nettir: obezite bir görünüm meselesi değil, tanımlanmış bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından küresel salgın olarak ilan edilen bu tablo, günümüzde önlenebilir hastalık ve ölümlerin en büyük iki nedeninden biri kabul edilmektedir. Bu yazıda obezitenin ne olduğunu, neden küresel bir sorun hâline geldiğini ve obezite tedavisinin hangi zeminde yürütülmesi gerektiğini ele alıyoruz.
Globezite: Obezite neden küresel bir salgın sayılıyor?
Literatürde globezite adı verilen bir kavram var. Global ve obezite kelimelerinin birleşiminden oluşan bu terim, sorunun artık tek bir ülkenin veya bölgenin meselesi olmadığını anlatıyor.
Obezite, WHO tarafından küresel salgın olarak ilan edildi. Bunun sebebi, son dönemde obezite eğiliminin uluslararası düzeyde artış göstermesidir. Dünyanın bir kısmında insanlar hâlâ açlıkla baş ederken, diğer yandan büyük bir kısım obezite ve obeziteyle bağlantılı hastalıklarla boğuşuyor.
Tablonun boyutunu rakamlar üzerinden görmek mümkün. Obezite, dünya çapında 1975’ten beri neredeyse üç katına çıktı. 2016 yılında 18 yaş ve üstü yetişkinlerin %39’u fazla kilolu, yaklaşık %13’ü obezdi.
Obezite hastalık mı, yoksa estetik bir sorun mu?
Obezite bir estetik veya sosyal yaşam sorunu değildir. Amerikan Tıp Birliği 2013 yılında obeziteyi, tek başına da bir hastalık olarak tanımladı.
Bu tanımın pratikteki karşılığı şudur: Beden kütle indeksiniz (BKİ) 30’un üzerindeyse, beraberinde hiçbir hastalığınız olmasa dahi tıbben hasta kategorisindesiniz.
Obeziteyi hastalık olarak kabul etmek, kişiyi suçlamayı bırakıp süreci tıbbi bir zeminde ele almayı mümkün kılar.
Bu yaklaşım, obeziteyi yalnızca irade meselesine indirgeyen bakış açısını da değiştirir. Hastalık tanımı, kişinin uygun değerlendirme ve takip alma hakkı olduğunu gösterir.
Beden kütle indeksi (BKİ) nasıl hesaplanır ve nasıl yorumlanmalı?
Beden kütle indeksi, kişinin vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle elde edilen bir orandır. Toplum düzeyinde hızlı bir sınıflandırma imkânı sunduğu için yaygın olarak kullanılır ve obezite tanımında 30 değeri eşik olarak kabul edilir.
Bununla birlikte BKİ, tek başına eksiksiz bir tablo vermez. Kas kütlesi yüksek bir sporcu ile benzer ağırlıkta ancak yağ oranı fazla olan bir kişi aynı BKİ değerine sahip olabilir. Bu nedenle klinik değerlendirmede bel çevresi, vücut kompozisyonu ve laboratuvar bulguları da birlikte ele alınır.
Kısacası BKİ bir başlangıç noktasıdır; kişinin gerçek risk profilini belirleyen ise bu ölçümün diğer verilerle birlikte yorumlanmasıdır. Bu değerlendirmenin hekim ve diyetisyen tarafından yapılması önerilir.
Obezite neden yalnızca bir irade meselesi değil?
Obeziteyi tek bir nedene bağlamak mümkün değildir. Genetik yatkınlık, hormonal durumlar, kullanılan bazı ilaçlar, uyku düzeni, kronik stres ve içinde yaşanılan gıda ortamı tabloya birlikte katkı verir.
Son yıllarda enerjisi yoğun, işlenmiş ürünlere erişimin kolaylaşması ve gün içindeki hareketsiz sürenin uzaması, bu tablonun küresel ölçekte yaygınlaşmasında rol oynayan başlıklar arasında sayılır. Dolayısıyla çözüm de yalnızca kişisel çabaya değil, sistemli ve desteklenen bir plana dayanmalıdır.
Obezite hangi hastalıkların riskini artırır?
Dünya üzerinde önlenebilir hastalık ve ölümlerin en büyük iki nedeninden biri de obezitedir. Diğeri ise sigaradır.
Çünkü obezite ile birlikte aşağıdaki durumların riskleri de artış gösterir:
- Diyabet
- Kalp damar hastalıkları
- Hipertansiyon
- Karaciğer yağlanması
- Gut
- Uyku apnesi
- Nefes darlığı
- İskelet ve kas problemleri
- Bazı kanser türleri
Bu liste, obezitenin neden tek bir organ sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini gösterir. Vücut ağırlığındaki artış, birden çok sistemi aynı anda etkileyen bir metabolik yük oluşturur.
Kilo kaybı sağlık üzerinde nasıl bir fark yaratabilir?
Obezitenin iyileştirilmesiyle beraber toplum genelinde hastalık sayısında da azalmalar görülebilir. Buradaki kritik nokta, anlamlı bir farkın ortaya çıkması için çok büyük kayıplara gerek olmamasıdır.
Örneğin %7’lik bir kilo kaybı bile, yani 70 kilogram bir kişi için yaklaşık 5 kilogram vermek bile, insülin duyarlılığını %57 oranında iyileştirebiliyor. Bu da diyabet tedavisinde 2 ilacın kullanılmasına denk bir etkiye tekabül ediyor.
Bu karşılaştırma, kilo yönetiminin metabolik sağlık üzerindeki ağırlığını anlatmak içindir. İlaç kullanımıyla ilgili her türlü karar ve değişiklik yalnızca hekiminize aittir; hiçbir ilacı kendi kararınızla bırakmayın veya azaltmayın.
Küçük hedefler neden daha işlevsel?
Kilo yönetiminde çoğu kişi çok yüksek bir hedefle yola çıkar ve ilk aylarda o hedefe ulaşamadığında süreci bırakır. Oysa yukarıdaki oran, mütevazı görünen bir kaybın bile metabolik açıdan anlam taşıyabildiğini gösteriyor.
Hedefi küçük ve ulaşılabilir tutmak, motivasyonu korumanın yanı sıra planın sürdürülebilir olmasını da sağlar. Kalıcılık, hızdan daha belirleyicidir.
Obezite tedavisi nasıl yürütülmeli?
Obezite, tedavi edilebilir bir durumdur. Obezite tedavisi için ise her yıl moda olan kısıtlayıcı diyetler değil, kanıta dayalı tıbbi beslenme tedavisi uygulanmalıdır.
Vaatlere, umut tacirlerine, geçici çözümlere ve ticari ürün satıcılarına değil; bu alanda eğitim almış diyetisyeninize ve kendinize güvenmeniz önerilir.
Tıbbi beslenme tedavisi, kişinin tıbbi geçmişi, laboratuvar bulguları, yaşam düzeni ve yeme davranışı birlikte değerlendirilerek planlanır. Bu değerlendirme olmadan verilen standart listeler, kişinin ihtiyacıyla örtüşmeyebilir.
Moda diyetler neden sürdürülebilir olmuyor?
Her yıl yeni bir isimle karşımıza çıkan kısıtlayıcı diyetlerin ortak özelliği, besin gruplarını topluca dışlaması ve kişinin gündelik hayatına uyum sağlamamasıdır.
- Tek tip beslenme, uzun vadede besin ögesi yetersizliği riskini beraberinde getirebilir.
- Sosyal hayatı tamamen dışlayan planlar genellikle kısa sürede terk edilir.
- Çok düşük kalorili yaklaşımlar, kişinin enerji düzeyini ve günlük performansını olumsuz etkileyebilir.
- Hızlı verilen kilonun geri alınması, kişide başarısızlık algısı oluşturarak sonraki denemeleri zorlaştırabilir.
Bu nedenle obezite tedavisinde temel soru şudur: Bu planı altı ay, bir yıl ve sonrasında da sürdürebilir misiniz?
Obezite tedavisinde nelere dikkat edilmeli?
Süreci sağlıklı bir zemine oturtmak isteyenler için öne çıkan başlıklar şunlardır:
- Başlangıçta hekim değerlendirmesi alarak eşlik eden hastalıkların varlığını netleştirin.
- Beslenme planınızı, alanında eğitim almış bir diyetisyenle birlikte kişiselleştirin.
- Hedefleri kademeli belirleyin; hızlı değil, kalıcı ilerlemeyi önceliklendirin.
- Yalnızca tartıya değil; enerji düzeyi, uyku, iştah kontrolü ve laboratuvar bulgularına da bakın.
- Fiziksel aktiviteyi planın ayrılmaz bir parçası olarak ele alın.
- Abartılı iddialarla ve hızlı kilo vaadiyle pazarlanan ürünlerden ve yöntemlerden uzak durun.
Özetle
Obezite, WHO tarafından küresel salgın olarak tanımlanan, 1975’ten beri dünya çapında neredeyse üç katına çıkmış bir sağlık sorunudur. Amerikan Tıp Birliği’nin 2013 tanımıyla birlikte tek başına bir hastalık olarak kabul edilmektedir ve BKİ 30’un üzerinde olan kişiler bu kapsamda değerlendirilir.
İyi haber, obezitenin tedavi edilebilir bir durum olmasıdır. Kanıta dayalı tıbbi beslenme tedavisiyle yürütülen kişiye özel bir plan için diyetisyen değerlendirmesi almanız önerilir.